Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak mı uzak bir ülkede Zaman Vadisi adında güzel bir yer varmış. Bu vadide sabahlar kuşların sesiyle başlar, öğle vakti güneş gökyüzünün tam ortasına yükselir, akşam olunca da ay usulca ortaya çıkarmış. Vadinin düzeninden Zaman Perisi Lila sorumluymuş. Lila’nın elinde, günleri ve saatleri gösteren sihirli bir cep saati varmış.
Bir sabah Lila uyanmış, saatine bakmış ve büyük bir telaşla yataktan fırlamış. Saat gece yarısını gösteriyormuş. Oysa pencereden güneş ışıkları içeri doluyormuş. Lila şaşkınlıkla, “Eyvah! Güneş yanlış zamanda doğmuş olmalı!” demiş. Hemen sihirli değneğini sallamış ve gökyüzünü karartmış. Tavuklar yeniden kümese girmiş, çocuklar pijamalarını giymiş, fırıncı da yeni çıkardığı ekmekleri şaşkın şaşkın raflara dizmiş.

Az sonra Lila takvimine bakmış. Takvim pazartesiyi gösterirken sihirli saati cuma diye çınlamış. Lila ellerini çırparak, “Yaşasın! Bugün cuma!” diye bağırmış. Kasabadaki çocuklar okula gitmek yerine hafta sonu hazırlığı yapmaya başlamış. Öğretmen Bay Bilgin ise okulun kapısında bekleyip durmuş. Sonunda, “Bugün pazartesi. Birileri günleri birbirine karıştırıyor.” demiş.
Lila bütün gün saati düzeltmeye çalışmış. Fakat saat bir öğleni, bir gece yarısını gösteriyor; bazen de dakikaları geriye doğru sayıyormuş. Tam o sırada küçük saatçi çırağı Mert, perinin yanına gelmiş. “Lila, bence sorun gökyüzünde değil, senin saatinde.” demiş. Lila şaşırmış. “Ama bu saat hiç bozulmazdı!” diye karşılık vermiş.
Mert saati dikkatlice incelemiş. İçindeki küçücük çarklardan biri yerinden çıkmış. “Bak, bu çark saatleri karıştırıyor. Saat yanlış gösterince sen de zamanı yanlış sanıyorsun.” demiş. Sonra Lila’ya bir kâğıt vermiş. Kâğıtta sabah, öğle, akşam ve gece saatleri yazılıymış. Altında da haftanın günleri sıralanıyormuş: pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi ve pazar.

Lila günleri yüksek sesle tekrar etmiş. Ardından Mert’le birlikte saatin akrebini ve yelkovanını doğru yere getirmişler. Küçük çark da yerine takılınca saat yeniden “tik tak, tik tak” diye çalışmaya başlamış. Bir anda gökyüzü normale dönmüş. Güneş doğru zamanda parlamış, çocuklar okula koşmuş, tavuklar da ne yapacaklarını sonunda anlamış.

Lila o günden sonra yalnızca sihirli saatine güvenmemiş. Güneşin doğuşuna, takvime ve günlerin sırasına da dikkat etmiş. Her sabah, “Bugün hangi gün? Saat kaç?” diye kendine sorarmış.
Derler ki Zaman Vadisi’nde o günden sonra hiçbir pazartesi cuma olmamış, hiçbir sabah da yanlışlıkla geceye dönüşmemiş. Lila’nın saati ise yıllarca düzenli çalışmış: “Tik tak, tik tak!” diye zamanı herkese usulca hatırlatmış.





